YORDUN BENİ İETT

Bugün 21 Şubat 2012. Yani İETT ile ilişkimizin yolcu- taşıyıcı ilişkisinden öteye geçişinin birinci yılı. Evet, tam bir yıl oldu. İETTnin hergün hayatımın büyük bir bölümüne girdiği koca bir yıl.

Proteam Academy olarak bir yıl önce başladık İETTye özel bir kitap hazırlamaya. 6 proje içerisinden ” 140 yılda 140 olay” formatindaki projemiz beğenildi ve hazırlanması istendi.

İlk olarak kitapta yeralacak makaleleri , sonra makale konularına gore araştırma alanlarını ve bu alanlarda inceleme yapacak yazarları belirledik. Ardından grafiker, editör, ressam, yayın danışmanı eklendi kadromuza. 22 kişilik koca bir ekip olduk. 8 ay boyunca kitap üzerine çalıştık.

Hayatımın en yogun günlerini geçirdim bu sekiz ayda. On binlerce sayfa kitap okudum İETT’ye ve İstanbul Ulaşımına dair. Yuzbinlerce sayfa taradım gözümden hiçbirşeyi kaçmasın diye. Yüzlerce kez İETT Genel Müdürlüğüne gittim. Onlarca kez sunum yaptım müdürler karşısında.

Günlerce uykusuz kaldığım da oldu, bas ağrılarıyla günlerce yatağa mahkum olduğum da.

Ama yetmedi. Başarılı bir calışma icin daha fazlası gerekti. Mecburen okulumu dondurdum. Özel eve çıkmak zorunda kaldım. Yazarlık yaptıgım yayinevlerinden ve aktif gorev aldığım dernek ve kulüplerden ayrıldım. Bir yıl boyunca iki ya da üç kere gidebildim memleketime. Arkadaşlarımla çok az zaman geçirebildim.

Büyük bir mali yük altına girdim. Neredeyse tüm egitim hayatım boyunca yetecek paradan kat kat fazlasını borçlandım.

Dostlarımı da bu süreçte tanıdım, dost görünen düşmanlarımı da.

Çok zorlu bir süreç sonunda, sekizinci ayda kitabın yazımını tamamladık. Hersey bitti derken daha çooook yolumuzun olduğunu anladık. Kitaptaki her harfi, her noktayı İETT’nin kurumsal kimliğine uygun şekilde bastan düzenledik. Baskı onayı alabilmek için defalarca Karaköy’e İETT merkezine gittik geldik. Bazen ümitsizliğe kapıldık, bazen tamam bitti dedik.

4 ayın sonunda, kitabın yazımına başlamamızın birinci yıl dönümünde baskı onayımızı aldık.

Bugün 21 Şubat 2012 salı.

Faytonlardan Marmaray’a İstanbulda Ulaşım kitabimiz baskıya girdi.

Hayirli Uğurlu olsun.

Salih SEZEN

Araştırmacı- Yazar

Categories: Genel | 3 Comments

EKSİLERİ GÖRDÜM BEN , SIFIRDAN BİLE KORKMAM

Uzun zaman oldu, tek kelime yazmıyorum. Susuyorum ve her gece sessizliğime döküyorum içimi. Aslında bazen de ağlıyorum. En son yazımı okuyup teselli ediyorum kendimi. Her zorluğa, her sıkıntıya rağmen her sabah yeniden başlıyorum. Bazen çok zor olsa da hergün gülüyorum.

Yeri gelmişken bir de itirafta bulunayım. Psikolojik destek alıyorum. Yanlış anlaşılmasın aklım, fikrim sapasağlam çok şükür. Destek alma amacım zihnimi meşgul eden bir takım sorunların hayatımı etkilemesini bir nebze de olsa engellemek.

Read more »

Categories: Genel | 1 Comment

SEV BENİ 2012, OLUR MU?

Hoşgeldin 2012, sefalar getirdin. Sen çok önemlisin benim için, çok değerlisin. Aslında bu önem  senden çok, seni özel kılan 2011’ den kaynaklanıyor. 2011 yılının bana kazandırdıkları, benden götürdükleriyle yepyeni bir yıl beni bekliyor. Bu nedenle sen çok önemlisin 2012, çok özelsin.

Senle ben bir benlik bulacağım. Acı tatlı tecrübelerimle bir birlik kuracağım. Uzun yıllar devam eden eğitim hayatımda ilk lisans diplomamı alacağım. İlk kitabımı yayınlayıp, ilk paramı kazanacağım. Proje defterimde bekleyen çalışmalarımı fon destekleriyle şirketleştirip, projelerime patent alacağım.

Read more »

Categories: Genel | Leave a comment

OKUSANA ŞEREFSİZ, NEDEN OKUMUYORSUN?

Dün bir çocuk dünyaya geldi. Adı Emre, Ayşe ya da Ali. Pırıl pırıl bir Türk evladı. Başbakanımızın söylediği, geleceğimize yön verecek, umudumuz olan 3 çocuktan birisi. Birkaç gün hastahanede kaldıktan sonra Kasımpaşa’ya evlerine gelecek. Babası doğan bu 3. Çocuğuna çok sevinmiş. Rakı sofrasında, arkadaşlarıyla bir 70’ liği devirerek kutluyor Şevket usta çocuğunun doğumunu. Kutlarken biraz da üzüntüsüne içiyor aslında. Dertli Şevket abi. Günde 12 saat çalışarak kazandığı asgari ücretle 2 evladına zor bakarken bir evladı daha var şimdi.

Read more »

Categories: Genel | Leave a comment

ÖLMEK GÜZELDİR, YENİDEN DOĞMA İMKANI SUNAR…


“Ölüm güzel şey budur perde ardından haber,

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber.”

N.F.K.

Ne de güzel söylemiş üstad Necip Fazıl. Ne de güzel anlatmış ölümlerinde aslında bir başlangıç olduğunu. Kara toprak altına açılan 2 metrelik çukurun ahirete açılan bir kapı olduğunu…

Bir kere ölmez insan aslında. Bir parçasıdır ölüm hayatın. Yaşarken ölür insan, yaşarken girer kara toprağa. Bazen düşmanları atar üzerine toprağı, bazen dostları. Bazen de bizzat kendisi kazar mezarını ve usulca sokulur ölüme…

Hayatı neyde ararsa en çok o öldürür insanı. Para öldürür, makam öldürür, okul öldürür, aşk öldürür, imanı öldürür. Misal yardan ayrılınca ölür insan, kanadı kırılan kuş misali yüksekten hızla düşer ölüme…

Hayal kurarken titremek, geçmişi düşünürken korkmak, kuytu köşelerde sessizce ağlamak, tüm insanlardan kaçmak, yemeden içmeden kesilmek ve biran önce ölmeyi istemek yaşarken ölmenin en önemli belirtileridir…

Yaşarken ölmenin tüm acısına, ızdırabına, sarsıntısına rağmen çok güzel bir yanı vardır. Yaşarken ölen insan her ne sebeple girerse girsin toprağa yeniden çıkabilir yeryüzüne. Her ne sebeple karardıysa hayatı, yeniden doğar güneş ve mutlak aydınlanır yaşamı…

 

ÖLMEK GÜZELDİR BE ÖLÜMLÜ DOSTLAR,

YETER Kİ HER ÖLÜMÜ BİR BAŞLANGIÇ BİLİN…


Salih SEZEN

 

 

Categories: Genel | Leave a comment